Tesadüfen bir arkadaşımın üye olduğu bir grup sayesinde öğrendiğim bu eğlenceli grubu dinlemediyseniz şiddetle akşam tok karnına mum ışığında votka ile tavsiye ediyorum :))
Sahne performansları müthiş olan, ağırlıklı balkan olmak üzere endülüs, sefarad, latin ve türkçe göçebe şarkılar söyleyen şahane grup.
‘Gitmek’ filmindeki rolüyle geçen yıl ödülleri toplayan oyuncu Ayça Damgacı, vokallerden biri.Son olarak Altın Portakal’ın ödül gecesinde Türkçe-Ermenice söylediği ‘Mavi Boncuk’ şarkısıyla alkış alan Damgacı’nın vokalistliğini yaptığı Göçebe Şarkılar adlı proje grubunun konserleri de çok eğlenceli geçiyor.
Damgacı’nın yanı sıra Hakan Milli (vokal), İnci Sunar (gitar), Özge Metin (keman/vokal), Saltuk Tukur (bas), Ortaç Aydınoğlu (akordeon) ve İzzet Kızıl’dan (perküsyon) oluşan grup, şarkılarını göç etmenin bir yaşam biçimi olduğu kültürlerden derliyor.
Göçebe Şarkılar grubu daha önce Mardin Film Festivali, Fransa’da Türkiye Mevsimi, Salzburg Edebiyat Günleri gibi etkinliklerde sahneye çıkmıştı.
Şu an için albümleri yok ama www.gocebesarkilar.com adresinden videolar ve demo kayıtlarına ulaşabilirsiniz. :)
8 Kasım 2009 Pazar
6 Kasım 2009 Cuma
70’lerden Günümüze Retro Moda
Retro kelime anlamı olarak geriye doğru geri demek. Retro moda ise 70li ve 80li yılların izlerini taşıyan kıyafet ve aksesuarların kullanılmasıdır.
İşte size yukarıda 70 kızlarının saç modelleri,
Hippi kızlara özeniyorsanız rengarenk bilezikler heryerde !
Ev aksesurlarından tutun da giysilerde modeller renkler 70 lerden geri geldi hayatımıza.
İşte ben buna zaman makinesi mucizesi derim.Çevremde de devamlı duyduğum '' Ah ne güzeldi 70 ler '' sözleri çınladı kulaklarımda.


İşte size fırsat 70 lere geri dönüyoruz !!!!
Evinizdeki eşyalar ve giydiğiniz her kıyafetle kendinizi 70li yıllarda hissedebilirsiniz.
İşte size yukarıda 70 kızlarının saç modelleri,
Hippi kızlara özeniyorsanız rengarenk bilezikler heryerde !
Ev aksesurlarından tutun da giysilerde modeller renkler 70 lerden geri geldi hayatımıza.
İşte ben buna zaman makinesi mucizesi derim.Çevremde de devamlı duyduğum '' Ah ne güzeldi 70 ler '' sözleri çınladı kulaklarımda.

İşte size fırsat 70 lere geri dönüyoruz !!!!
Evinizdeki eşyalar ve giydiğiniz her kıyafetle kendinizi 70li yıllarda hissedebilirsiniz.
20 Ekim 2009 Salı
MSM BURSA'DA !!!
HAYDİ HERKES SAHNEYE !!!
22 Ekim 2009 tarihinde Türk tiyatrosunun ve sinemasının dev ismi Müjdat Gezen ve Türk basınının duayenlerinden Uğur Dündar’ın katılacağı bir davetle; Pembe Çarşı AVM’de açılacak olan Müjdat Gezen Sanat Merkezi, seçkin öğretmen kadrosu ile Bursa’daki oyuncu potansiyelini ortaya çıkaracak. Ankara’daki sanat merkezinde oturtulan sistemi Bursa’da da uygulayacak olan Müjdat Gezen Sanat Merkezi, İstanbul ve Ankara’da verilen çağdaş sanat eğitimini Bursa’da da aynı seviyede gerçekleştirecek. Bursa’daki sanat merkezine kayıt olan öğrenciler yeterli olgunluğa eriştiklerinde; Müjdat Gezen Tiyatrosu’nun sahnesinde cumartesi ve pazar günleri hünerlerini sergileyebilecekleri gibi, Pembe Çarşıdaki sahnede de oyunlarını izleyicilerine sunabilecekler.
“Birçok öğrenci oyunculuk eğitimi almak adına Bursa’dan bizim ayağımıza geliyordu. Şimdi biz oların ayağına geliyoruz” diyen Müjdat Gezen’in, Bursa’da kurduğu sanat merkezinde kayıtlar hızla devam ediyor. İstanbul’daki MSM’de eğitmenlik yapan deneyimli ve seçkin kadro tıpkı Ankara’ya gidip geldiği gibi Bursa Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne de gelecek.
MÜJDAT GEZEN
29 Ekim 1943 yılında İstanbul Fatih’te doğdu. Sahneye ilk kez 1953 yılında bir ilkokul piyesinde çıktı. Ve aynı yıl Doğan Kardeş çocuk dergisinde şiirleri yayımlandı. Yine bu yıllarda İstanbul Radyosu Çocuk Kulübü’nde mikrofonla tanıştı. Vefa lisesinde okudu.
1956-57 yıllarında çeşitli amatör tiyatro topluluklarında rol aldı. 1960 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda profesyonel oldu. 1961 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ne girdi. 1962 yılında ilk filmini çevirdi. 1963 yılında ilk özel tiyatro çalışmalarını yaptı.
Münir Özkul ve Muammer Karaca Tiyatrolarına girdi. 1963-64 yıllarında sanat dergilerinde şiirleri çıktı. 1964-66 askerlik yılları ve oyun yazma denemeleri. 1966 yılında Ulvi Uraz Tiyatrosu’na girdi. 1967 yılında arkadaşlarıyla birlikte Halk Oyuncularını kurdu. 1968 yılında ilk kez kendi özel tiyatrosunu açtı ve aynı sezon İstanbul Tiyatrosu’nda çalıştı. 1970 yılında sahne, film, TV çalışmalarında bulundu. Aynı yıl kızı Elif dünyaya geldi. ilk kitabı 1975 yılında yayınlandı. Yayınlanmış 41 kitabı var ve bunlardan 9 tanesi okullarda yardımcı ders kitabı olarak okutuluyor. 1982 yılında bir yayınevi kurdu. Yine aynı yıl İstanbul B.Konservatuvarı ve sonradan İ.Ü. Devlet Konservatuvarı’nda Türk Tiyatrosu öğretmenliği yaptı. Aynı yıl, yazar arkadaşı Kandemir Konduk’la birlikte “Güldürü Üretim Merkezi”ni kurdu ve büyük gazetelerde mizah sayfası yönetti. 1991 yılında MSM’yi kurdu. 1992 yılında “MSM Ormanı”nı kurdu. 1995 yılında Hamlet Efendi adlı oyunu ödül aldı ve Devlet Tiyatroları’nda oynandı. 1996-98 Cumhuriyet gazetesinde yazdı. 1997 Devlet Tiyatroları’nda oyun yönetti. Aynı yıl Babam adlı oyunu ödül aldı. 1998 yılında ilk kez adını taşıyan tiyatrosunu kurdu. 2001 yılında MSM Huzurevi’ni kurdu. Yüz civarında filmde, elli civarında oyunda, binden fazla radyo ve TV. skecinde rol aldı, bunların bir bölümünü yazdı ve yönetti. 25’den fazla oyun, 8 sinema filmi ve 5 TV dizisi yönetmenliği yaptı.
14 Ekim 2009 Çarşamba
Sessiz sitemsiz giden Mehmet Sucu
Kanser hastalığına karşı sürdürdüğü mücadeleyi kaybeden Cumhuriyet gazetesi yazıişleri müdürü Mehmet Sucu'yu kaybettik.
Sevenleri, Sucu’nun Fenerbahçe bayrağı ile Fenerbahçe formasına sarılı naaşının üzerine kırmızı ve beyaz karanfiller bıraktı.
Uzun yıllardır Cumhuriyet gazetesi Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapan ve her hafta yayımlanan "Enternet" köşesinde Cumhuriyet okurlarıyla buluşan Mehmet Sucu, bir süredir tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde hayata gözlerini yumdu.
Memo bir süredir akciğer kanseri ile mücadele ediyordu.Kimsenin inanamayacağı kadar da iyi yapıyordu savaşını sessiz huzurlu bir o kadar enerjik.Karşısında oturup sohbet ederken gözlerine baktığınızda çevresine verdiği enerji ile unutuyordunuz hastalığını ve sanırım bundardırki tüm sevenleri için beklenen olamadı ölüm...
1960 yılında Zonguldak'ta dünyaya gelen Mehmet Sucu İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde master yaptı.
1982 yılında Hürriyet Gazetesi'nde muhabir olarak meslek hayatına başlayan Sucu, bu sürecin ardından Günaydın gazetesinde görev aldı. 1995 yılında Cumhuriyet gazetesinde Yazı İşleri'nde çalışmaya başlayan Sucu, daha sonra gazetede Yazı İşleri Müdürü oldu. "Halk Bunu Bilmesin" ve "12 Eylül Yasakları" adlı iki kitabı bulunan ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü'ne layık görülen usta gazeteci, Canan Sucu ile evli ve çiftin Fırat Sucu isminde bir oğlu bulunuyor.
Mehmet Sucu yıllardır Marmara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi'nde "sayfa tasarımı" konusunda dersler veriyordu.
Söylenecek senin için anlatılacak o kadar güzellikler var ama ben kelime bulamıyorum bulduklarımda boğazımda düğüm düğüm olmuş.Keşke leri saymayacağım sana söz verdim.Her gidenin arkasından olduğu kadar biraz daha beraberlikten başka ne isterdimki.İnsanın hayatının içinde olmasını isteyeceği güzel insandın.
Ne mutlu banaki ben o şanslılardanım.Biliyorum seni çok arayacağım, şimdi mehmet abi olsaydı bu konuyu tartışırdık yada ruhi su dinlerdik veya fotoğraf üzerine saatlerce konuşurduk diye..
Seni ve felsefelerini hayatımdan uzak tutmayacağım.
Mehmet Sucu kitapları ;
Sevenleri, Sucu’nun Fenerbahçe bayrağı ile Fenerbahçe formasına sarılı naaşının üzerine kırmızı ve beyaz karanfiller bıraktı.
Uzun yıllardır Cumhuriyet gazetesi Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapan ve her hafta yayımlanan "Enternet" köşesinde Cumhuriyet okurlarıyla buluşan Mehmet Sucu, bir süredir tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde hayata gözlerini yumdu.
Memo bir süredir akciğer kanseri ile mücadele ediyordu.Kimsenin inanamayacağı kadar da iyi yapıyordu savaşını sessiz huzurlu bir o kadar enerjik.Karşısında oturup sohbet ederken gözlerine baktığınızda çevresine verdiği enerji ile unutuyordunuz hastalığını ve sanırım bundardırki tüm sevenleri için beklenen olamadı ölüm...
MEHMET SUCU KİMDİR?
1960 yılında Zonguldak'ta dünyaya gelen Mehmet Sucu İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde master yaptı.
1982 yılında Hürriyet Gazetesi'nde muhabir olarak meslek hayatına başlayan Sucu, bu sürecin ardından Günaydın gazetesinde görev aldı. 1995 yılında Cumhuriyet gazetesinde Yazı İşleri'nde çalışmaya başlayan Sucu, daha sonra gazetede Yazı İşleri Müdürü oldu. "Halk Bunu Bilmesin" ve "12 Eylül Yasakları" adlı iki kitabı bulunan ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü'ne layık görülen usta gazeteci, Canan Sucu ile evli ve çiftin Fırat Sucu isminde bir oğlu bulunuyor.
Mehmet Sucu yıllardır Marmara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi'nde "sayfa tasarımı" konusunda dersler veriyordu.
Memo ve ben...
Söylenecek senin için anlatılacak o kadar güzellikler var ama ben kelime bulamıyorum bulduklarımda boğazımda düğüm düğüm olmuş.Keşke leri saymayacağım sana söz verdim.Her gidenin arkasından olduğu kadar biraz daha beraberlikten başka ne isterdimki.İnsanın hayatının içinde olmasını isteyeceği güzel insandın.
Ne mutlu banaki ben o şanslılardanım.Biliyorum seni çok arayacağım, şimdi mehmet abi olsaydı bu konuyu tartışırdık yada ruhi su dinlerdik veya fotoğraf üzerine saatlerce konuşurduk diye..
Seni ve felsefelerini hayatımdan uzak tutmayacağım.
Mehmet Sucu kitapları ;
1 Ekim 2009 Perşembe
Kitap ...
Ne mi okuyorum ;)
Orhan Pamuk-Masumiyet Müzesi ; Roman şu sözlerle başlıyor,
Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum....
Kitabın içinde sizin için ayrı bir süpriz var tabi sayfa 574 de. :)
Hiçbir detay vermeyeceğim roman hakkında ;) biraz beyoğlu biraz 1970 li yıllar .
LONDRA DEVAMM :)
Sanırım bu büyük gemi Greenwich de çekildi. Hani şu saatlerimiz için ayar noktası var ya o noktanın bulunduğu kasabada :)
Aşağıdaki resimde bahsettiğim zaman noktası :) greenwich observatory.
Aşağıdaki resimde bahsettiğim zaman noktası :) greenwich observatory.
İşteeee evet evet gördüğünüz kocaman bir dönme dolap ehuheue ve ben evet yüksekten korkmama rağmen bindim hueueh :) London Eye denilen bu dönme dolap 135 metreye varan yüksekliği ile Avrupa’nın en büyük dönme dolabı , yılda ortalama 3 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor.32 kabini var ve her kabin 20 kişi alabiliyor.Bir tam turu 30 dakikada tamamlıyor.
İşte bu fotoğraftaki de kraliçenin fakirhanesi :)
Meşhur buluşma noktası. National Museum London önündeki süs havuzları ve çevresinde buluşan insanlar :)
Merhaba :))
Merhaba,
Düşün, taşın sonunda bende buradayım.Biraz fotoğraflar biraz tarifler,yeniler vs. derken hayatta ne varsa aktarırım diye düşünüyorum.
Hadi bakalım :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)







.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)